Sayfa Yükleniyor...

3DH_2385-1280x854.jpg

BENİM İŞİM, OYUN

BENİM İŞİM, OYUN

Hepimizin ilgilendiği, sevdiği şeyler ve uzmanlık alanlarımız var, öyle değil mi? Sevdiğimiz bir şeyi yaparken kimsenin bizi bölmesini istemeyiz mesela. Öylesine keyif alırız ki saatin nasıl geçtiğini anlamayız. Hele bir de yaptığımız bu işe ya da keyifli zamana dostlarımız da eşlik ettiğinde işte o zaman daha çok zevk alır ve işimizi hızla geliştirmek isteriz. Aile ortamımızın, evimizin sıcacıklığı yanında, iş yerimize güvenmemiz, rahatça hareket edebilmemiz, özgürce düşüncelerimizi paylaşabilmemiz, kabul görmemiz hayata karşı daha olumlu daha özgüvenli bakabilmemizi ve daha başarılı olmamızı sağlayacaktır.

Kaldı ki biz yetişkinler dünyada yıllardır varız ve artık birçok duygumuzu biliyor, sosyal ilişkilerimizi şekillendirebiliyoruz. Aramıza bir yıl, iki yıl, üç…belki de henüz birkaç ay önce katılmış çocuklarımız için sosyal ve duygusal gelişim çok daha önemlidir. Çocuk, evinin sıcak ve huzurlu ortamının yanı sıra, güvenli bir ortamda, akranlarıyla en iyi bildiği şeyi yapmak ister. Ne mi bu? OYUN ! Evet çocuğun uzmanlık alanıdır oyun ve bunu en iyi şekilde yapmak ister. Bölünmeden, kısıtlanmadan, bir düzen içerisinde özgür olarak ve en önemlisi de arkadaşlarıyla yaşamak ister. Peki neden bir düzen içerisinde olmalı özgürlük? Çünkü çocuk düzeni sever ve henüz yaşamının ilk yıllarındayken bir mentöre ihtiyaç duyar. Çocuğun yaptığı hiçbir şey amaçsız olmadığı için yapılan hareketlerin de amacının olması ve sonucunu görmesi gerçek bir doyum sağlar. Çocuğun benliği, sosyal gelişimi ve özgüveni için kabul görmek istemesi kadar doğal bir şey yoktur. Kabul gören çocuk daha başarılı olur ve kendine olan inancı artar.

Çocuklarımızın ileride sağlıklı birer yetişkin olabilmesi, sağlıklı kararlar alabilmesi için çocukluk döneminin sağlıklı geçmesinin önemi büyüktür.

Mutlu ve sağlıklı günlere…

Funda YILDIRIM